
Cilvana’nın en yaşlı çifti Belçika’da
Cilvana’nın en yaşlısı kimdir denilince hemen köydekiler akla gelir. Oysa uzaklarda yaşayıp da gönülleri hep Cilvana’da olanlar da var. Hatta Cilvana’nın hayaliyle yaşayanlar…
Belçika’nın küçük kenti Lier’de yıllar önce her Posoflu gibi yabancı gurbete o da rızkını kazanmak için gitti. Ailesini ve küçük oğlunu da yanına alan Resık (Molla) Tekin şimdi 97 yaşında. Gençliğinin önemli anlarını köyde geçiren Molla dede aklında kalanlarla uzunca konuşuyor, konuştukça da açılıyor. Köyü Cilvana’yı anlatmakla bitiremiyor. Belli çok özlem çekiyor, ama yaşlılık işte artık köye gitmesi oldukça zor. Yollara dayanabilse yine belki de son defa daha gitmeyi arzu ediyor.
Molla dededen 9 yaş küçük karısı Pero nene ise kulaktan ağır olmasına rağmen zerre kadar hafıza kaybı yok. Maşallah aklında ne kaldıysa onu konuşuyor, çok eski hatıralarını anlatıyor. Neredeyse köyün kaşığını tanıyabiliyor. Her cümlesinde köyün özlemi var, köyde eskiden yaşadıklarını anlatıyor adı geçenleri yad ederek eski hatıralarını anıyor.
Cilvana’yı anlattıkça her ikisi de geçmişi anımsıyor ve dalıyorlar maziye uzunca gidiyorlar. Bu dünyadan göçenleri hep rahmete anarken kalanları ve Cilvana’yı da tarifsiz bir özlemle gönüllerine kazımışlar.

Şaho dedeyi anlattı
Şahmurat (Şaho) Özkoşar yani dedem aynı zamanda Resık Tekin (Molla) dedenin de amcası oluyor. Göremediğim dedem olduğu için ondan söz etmesini özellikle istedim.
Daha ilk sözü “Şaho emi cinli lakabıyla anılırdı. Küçükken sürekli cinlenirmiş. Oradan adı kalmış cinli Şaho.
Şaho emi küçük ince narin bir adamdı. Çok sertti, ama yürekli ve oldukça da mertti. Sinirli bir yapısı vardı fakat çok sevecen ve yardımsever biriydi” diyerek amcasıyla övgüyle söz ediyordu.

Mağrip ile Meşrık adının tarihçesi
Bırakın köyde, Posof’ta ya da bölgede bile bulunmayan Mağrip ile Meşrık adının babam ile amcama nasıl konulduğunu küçük yaşlarda merak etmiş, aslında cevabını almıştım. Molla dedenin Lier’de evinde konuştuğumuzda bu konuya girerek tekrar anlatması yıllar sonra benim önceki bilgilerimin teyidi olmuştu. Amcası Şahmurat Özkoşar’ı anlatmaya devam ediyordu. Bıraksaydım amcasının maceralarını sabaha kadar anlatacaktı.
Önemli bulduğum bir konuya şöyle başladı ; “Şaho eminin beni etkileyen ve heç unutamadığım bir olayı; evvelki evliluğundan heç çocuğu olmiyerdi. Evvelki karisi Faro abla vardı. Ondan heç çocuğu olmadı. Daha o zamanlarda bile bacaya çıktuğunda Doğuya bakar “Mağrip” derdi, döner batıya bakar “Meşrık” derdi. Yoldan geçenler sorduğunda da “İki oğlum olacağ. Biri Mağripten, öbüri Meşrıktan gelecağ. Adlarını da Mağrip ile Meşrık koyacağım. (Mağrip Arapçada doğu, Meşrık ise batı anlamındadır)
Faro abllay getti kendisi kolotlardan Zöhre ablayı (Aho bizim karının da ğalasidür) yağuşuğli emime kaçurup getürdi. Sora gerçekten de iki oğli oldi adlarını da Mağrip ile Meşrık koydi.”
Burhan ÖZKOŞAR
Lier (Belçika), 26.02.2010