|
Cilvanalı köylülerimle Hollanda Serüveni

Hollanda’nın Eindoven kentinde faaliyetlerini sürdüren Posoflular Kültür ve Yardımlaşma Derneği yöneticileri arkadaşlarımın (Özellikle köyden çocukluk arkadaşım Köksal’ın) gönderdiği resimleri ve verdiği haberi çalıştığım Hürriyet gazetesinde değerlendiriyordum. Son üç yıldır Seyranlar için özel davetiyeler alıyordum. Bu sene Seyranına geçen yıldan söz vermiştim. Eğer olağanüstü bir durum olmazsa şayet bu seneki seyrana katılmam şarttı. Yinede yoğun bir döneme denk gelmesine rağmen verdiğim bu sözümü yerine getirmek için Fransa’nın Lille kentinden geçip Belçika üzeri Almanya ve oradan da Hollanda’ya ulaştım. Bu arada birçok akrabayı ziyaret etme fırsatı bulurken bazı akrabalarımı ve değerli dostlarımı da ziyaret edemediğim için gerçekten çok üzgünüm. Kendilerinden özür diliyorum. Gönlümün bu değerli köylülerimle ve dostlarımla birlikte olduğunu bilmelerini istiyorum. Buna rağmen dost ve akrabaya düşkün bir yapıya sahip olmama rağmen maalesef bu Kapitalist sistem içinde yarışırcasına yaşam sürdürmemiz ve tabiri caizse tırnaklarımızla kazarak belirli seviyelere tırmanmamızdan dolayı çok arzu etmemize rağmen sevdiğimiz dost ve akrabamızla birlikte olamıyoruz. Ya da büyüklerimizi ziyaret ederek gönüllerini almakta sıkıntı cekiyoruz. Bu seyrana da gazeteden görevli olarak katılmam ve bilindiği üzere dost ve akrabaların kalabalık oluşundan dolayı sadece seyran alanında görüşebildiğimiz o da birçok görüntüyü kaçırmamak için görev esnasında istediğim ölçüde dost, akraba ve köylülerimle birlikte olamadım.

Köylülerimle hasret giderdim
Seyran öncesi buradan size de yazdığımız üzere Suat Tüter’in restoranında Cilvanalılar olarak bir araya geldik. Köksal ile Muammer abi telefonlaştı buluşma noktasına Muammer abi erkenden gidip epey beklemişti. Sonunda köylülerimle randevumuza gecikmelide olsa gelmiştik. İki masa birleştirildi, Cilvanalılar yerleştik. Sıcak bir hoşbeşten sonra soğuk bir geçiş dönemi ve ardından bizi duyup gelen Veysel’in esprili anlatımlarıyla yavaştan ısındık. Epey bir aradan sonra Cinlikaya mehlesinden Suat’ın imdadına yetişen Bahattin abi önderliğinde, Ulgar, Atilla oldu. Yoksa Suat’ın sanal ortamda kafa tuttuğu diğer mehlelilerden bizler kalabalıktık. İlfan abi de Cinlikayalılarla birlikte gelip çıktı. Üçüncü bir masa eklendi.

Suat’ın Rüşveti: Peynir eritmesi
Değerli Cinlikayalıların voleybol takım önderi arkadaşımız Suat Tüter bize içeceklerin yanı sıra tuluğ peynirini aratmayan Reckfort (Posoflu halkın diliyle küflü peynir) eritmesi sundu. Öneri Muammer abiden geldi. Bizde kabul ettik, ama hiç de yanılmadık. Bu peynirden iyi bir ğaçapur olur esprisiyle ekmekleri bandırıp bandırıp yedik. Suat’ın spesiyalitesiydi bu menü…
Bol eğlenceli bir gece geçirdik.
Ama Hollanda’daki Cilvanalıların iyi bir mizahçısı yoktu. Ya da o gece yoktu… Fransa’da Usta mizahçılarımızdan olan Seyfo (Seyfettin abi) ve Akın abinin yanında birkaç espri kabiliyeti olanlar çıkınca artık saatlerin geçtiğini bile anlamak mümkün olmuyor. Biz de o gece Hollanda’da Veysel’in esprileri ve diğerlerinin birkaç komik anılarıyla idare ettik. Yine de sabah saat 3,5 - 4’e kadar kaldık. Ertesi günü birkaç saatlik uyku ile seyran alanında tedavisi mümkün olmayan hastalık kabul edilen beç gibi ortalıkta kaldık. Ama yinede o sempatik ortamda kendimize iş çıkarmasını becerdik.

Cilvanalılar Hollanda Seyranında
buluştu Ertesi gün erkenden kalkıp seyran alanına gittik. Köksal’ın programına göre kahvaltıyı orada yapacaktık. Gittiğimizde Köylümüz Sümmani Bilici ağabeyimiz çoktan yeri almıştı bile. Sümmani ağabeyi Türkiye’de biliyordum. Hollanda’da olduğunu duyunca da bu sabah erken saatte yerini hem de protokol yakınında yer alması sürpriz olmadı benim için. Herhalde onu en yakın komşusu olarak ben tanırdım. Burada hakkını da iade edelim. Cilvanalılar denince adamın etleri titriyor, dostu akrabası için yapmayacağı yoktur. Adamın içinden geliyor.

Sümmami Bilici ile bir anekdot
1980’li yılları Ankara’dan yaz tatili için köye gitmiştim. Gece yatıyordum. Bir ışık belirdi harmanda. Sümmani ağabey mavi minibüsüyle izine gelmişti. İndiler doğru bize doğru yöneldiler. Kapıyı açıp girdi içeri. Kardeşlerimden Songül, Birgül vardı evde. Odaya geldi. “Sarın yatakları, bu gece vakti kim girecek eve. Hem sora cereyanı nerede bulacağım” dedi. Ve kendi elleriyle de her zamanki titizliğiyle yatakları sardı. Her ne kadar da “Dur bir yorgunluk çayı içelim” dedimse de o “Sabah içeriz” deyip vurdu kafayı yattı. İşte o Sümmani abinin komşuluğundan bahsediyorum. Size de bir şey lazım olunca hiç söylemenize gerek yok. O kendisi bulur getirirdi. Ertaş’ın şiir dizelerine konu olan bizim evlerde kapılar kilitlenmezdi. Onlar bişi pişirir yırğada götürürlerdi, bizde girip evden alır yerdik. Yada onlar bizden. İşte böyle bir komşuyduk biz Bilici ailesiyle. Zaten Köksal ile de ortaokul dönemimizde onlarda kaldığı zamanda çok samimi olmuştuk.

Cilvanalılar Seyfettin Gürler etrafında toplandı
Köyümüzün değerlerinden olan Seyfet emmi uzun bir süredir hasta. Hava çok güzel tekerlekli sandalyede çocuklarının yardımıyla seyran alanına giriş yaptı. Cilvanalılar etrafında toplanıp hoş geldin diyerek selamlama faslından sonra bir anda etrafı köylülerimizle çevrelendi. Hemen elimde gazete için hazır bulundurduğum fotoğraf makinemin deklanşörüne bastım. Sonunda da birine vererek bir Cilvana mozaiğini yakalamanın edasıyla bende Seyfet eminin yanına geçerek hatıra resmini çektirdik.

Avrupalı Cilvanalılar seyranda buluştu
Başta Hollanda olmak üzere Almanya, Fransa, Belçika gibi Avrupa’nın birçok ülkesinden gelen Cilvanalılar Posoflular Kültür ve Yardımlaşma Derneği (PO-DER) Seyranında buluştular. Oldukça güzel bir ambiyans içinde uzun süreden beridir görüşemeyen Cilvanalılar zaman zaman Seyran alanında biraraya gelerek hasret giderdiler.

Seyranı Cilvanalılar Şenlendirdi
Hollanda’nın Eindhoven kentinde faaliyetlerini sürdüren Posoflular Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin (PO-DER) bu sene altıncısını düzenlediği Seyran şenliklerinde Hollanda’nın yanı sıra Fransa, Almanya ve Belçika’dan gelen Cilvanalılar Posof yöresimize ait oyunlarımızla halay çekerek şenlendirdiler. Genelde hep gençlerin halay çektiği alanda sahneye çıkan belirli yaş üstündeki Cilvanalılar halay çekerek eski Posof seyranlarını hatırlattılar .
(Not : Eskiden Cilvana olsun Posof seyranları olsun bayan erkek her yaştan grupların çektikleri halaylarla büyük coşku içinde eğlenilirken Avrupa’daki Posofluların ve biz Cilvanaların özellikle belirli bir yaştan sonra bu dünyadan el çekercesine uyuşukluklarına ne anlam verirsiniz?)

Cilvana sevdalısı Yahya Erçinar
Seyranda Yahya’yı da gördüm. Yahya sakin bir görünümüyle bana rahmetli babasını hatırlattı. Bir anda gözümün önünden Şevket deden başlayan Erçınar ailesi film şeridi gibi geçip gitti. Yahya Köyümüz sitelerindeki yazılarından da tanınacağı gibi gerçek bir Cilvana ve Cilvanalı sevdalısı. Eşi de belli ki aynen kendisi gibi köyüne, köylüsüne, dost ve akrabalarına düşkün örnek gösterebileceğimiz bir aile kurmuşlar. Birbirini bu konuda destekler nitelikte olduklarını hissettim. Fırsat bulup oturup bir yerde konuşamadık. Sadece birisinin sorunu varmış yanıma geldi ricada bulundu, ben de Yahya’yı kıramazdım kalkıp gittim. O kadar görüşme fırsatım oldu. Dedim ya insan görev alınca beyin altında hep iyi bir iş çıkaracağım diye düşünürken eşi dostu ailesi ile de ilgilenemiyor. Seyranda eşim Pervin’de beraberdi. Gün boyunca birlikte göründüğümüz çok az olmuştur. Hatta bazen görevli bir yere gidecek olduğumda eşimi de götürmek istediğimde sitem eder “Gelsem benimle kaç dakika oluyorsun ki? Hep işinle uğraşırken ben yalnız kalıyorum” der. Çoğu zaman da gelmez. Ama bu sefer geldi. Çünkü biz Seyran bizimdi ve Cilvanaların buluşma noktasıydı. Örneğin Şenol Aydar’ı ve eşi Şengül’ü ancak Seyran boyunca çektiğim resimlerde gördüm. Halbuki onlarda Seyran alanındaymışlar ama onlarla görüşme imkanım olmadı.

Küçük Moşikler coşturdu
Neredeyse Avrupa’nın dört bir yanındaki Posofluların Nişan, Sünnet ve düğünlerinde sahne alan Köyümüz değerlerinden olan Mülez eminin Hollanda’daki oğlu Azmin abinin oğulları Murat ile Hakan’ın da yer aldığı Ayyıldız adlı orkestra grubu, Özellikle Posof derneklerinin tüm aktivitelerinde yer almaya gayret gösteriyorlar. Hollanda’nın Eindhoven kentindeki seyranda sahne alan Ayyıldız orkestra grubu üyelerinden Hakan ve Murat Ergün kardeşler seyran alanındaki 6 binden fazla Posofluyu coşturarak gönüllerince eğlendirdiler.
Fransa’ya gelen ve düğünlerde çalan Ayyıldız grubu üyelerinden Murat’a “Size küçük Moşikler diyorlar bu şekilde yazacağım” dediğimde “Yaz abi önemli değil” cevabını verince gerekli izini de alarak yazma cesareti gösterdim.
Bu vesileyle tüm Ergün ailesi ve özellikle de bir çok esprilerde adı geçen Mülez emimize buradan selam ve saygılarımı sunuyorum.
Burhan ÖZKOŞAR
|